21:55 12 Aralık 2018
Ankara -1°C
İstanbul 7°C
Canlı Yayın
    Trump Dünyanın En Kanlı Çetesine Savaş Açtı

    Trump Dünyanın En Kanlı Çetesine Savaş Açtı

    ABD
    URL'yi kısaltın
    0 1

    Trump yönetiminin, göçmenler konusunda aldığı kararlar, yeni yasalar ve yasadışı göçmenlerle ilgili olarak alınması planlanan bazı yeni önlemlerle ilgili tartışmalar ABD’de gündemindeki yerini korumayı sürdürüyor


    Başkan Donald Trump, 30 Ocak’ta yaptığı ilk ‘Birliğin Durumu’ konuşmasının göçmenlik politikalarıyla ilgili olan bölümünde, daha önce hiçbir Amerika başkanının yapmadığı bir şey yaptı.


    Trump, ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında, daha önce bilinenlerin dışında, ABD için tehdit olarak yeni bir düşmanın adını da ilk kez dile getirdi. ABD halkını tehdit eden o yeni düşman “çeteler”di.

    Çetelere karşı savaş ilanı

    Yıllardır bir gelenek haline dönüşen, ABD başkanlarının geçirdikleri son yılı özetledikleri, ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında bu kez ülkeyi tehdit eden en önemli düşmanlar arasına küresel, bölgesel güçler, cihatçı teröristler ve bilinen bazı ülkelerin yanı sıra, bir de “çete” kavramı eklendi.

    Donald Trump, ülkede yasadışı bir şekilde kalan ya da yasadışı yollardan Amerika’ya gelen çete üyelerinin Amerika göçmenlik yasalarının bazı boşluklarından yararlanıp, göçmenlerle ilgili yasaları suiistimal ettiğini öne sürdü.

    Başkan’a göre bu kanlı çeteler, ülkenin huzurunu bozup masum Amerikan vatandaşlarının hayatına kastediyordu. Bu sürdürülebilir bir durum değildi. Başkan, bu kanlı çetelere karşı olduğunu ve onlarla sonuna kadar mücadele edeceklerini açıkladı.


    Trump’a göre Amerikan halkı için büyük bir güvenlik sorunu olarak tanımlanan bu yeni ve tehlikeli düşmanın adı MS-13 çetesiydi.

    Mara Salvatrucha adıyla kurulan çete daha sonraki yıllarda da 13 rakamını adının baş harflerine ekleyip MS-13 adını almıştı.

    Trump’ın 30 Ocak’ta Kongre’nin iki kanadından temsilcilerin katıldığı kongre ortak oturumunda yaptığı konuşmada MS-13 çetesinin kurbanı olan gençlerin aileleri de vardı.

    Milyonlarca Amerikalı, başkanın MS-13 çetesiyle ilgili endişe veren açıklamalarının ardından kurbanların ailelerinin gözyaşlarına boğulmasını canlı yayında seyretti.

    “Suç çetelerinin ülkede kalmasına izin vermeyelim”

    Başkan Trump, New York’un Long Island bölgesinde, Göçmenlik Dairesi’ne bağlı polis teşkilatında görevli bir memurun, MS-13 çetesinin her türlü tehdidine rağmen sürdürdüğü operasyonları anlattı.

    Trump o gece Long Island’da son iki yılda en az 25 gencin canını alan MS-13 çetesine karşı yaptığı operasyonlardan dolayı, ICE (Göçmenlik ve Gümrük Polisi) üyesi Celestino Martinez’i tanıtıp ulusal kahraman ilan etti.

    MS-13 lider kadrosu vur emri verdi

    Celestino Martinez
    Celestino Martinez

    Başkan, MS-13 çete lider kadrosunun Martinez’in öldürülmesi emrini verdiğini, ama buna rağmen görevini yerine getiren polisin korkusuzca yürüttüğü operasyonda, Long Island’da çoğunluğu MS-13 üyesi olan 400 kişiyi tutukladığını anlattı.

    Konuşmasında hem Cumhuriyetçi, hem de Demokrat Partililer’e seslenen Trump, göçmenlik yasalarındaki boşluklardan gibi bu katil suç çetelerinin yararlanmasına son verilmesi çağrısında bulundu.

    Amerikalı yetkililer, çetelerle yıllardır süren mücadelelerinde çok yol alamadı. Çeteler Amerika’nın birçok eyaletinde binlerce masum insanın canını aldı, güçlü oldukları kent ve kasabalarda adeta kurtarılmış bölgeler kurup varlıklarını sürdürdü.

    Başkan Trump’a göre çok fazla çete vardı ama en tehlikeli olanı Orta Amerikalı göçmenlerin kurduğu MS-13 çetesiydi. Bununla birlikte Trump, çözüm olarak, ilk başta çeteyi kuran ve yasadışı konumdaki El Salvadorlular’ın sınır dışı edilmesi gerektiğini savunuyor.

    Trump, geçmişte yaşadıkları iç savaş ve deprem felaketlerinden dolayı ABD’ye geçici olarak kabul edilen tüm El Salvadorlular’ın artık sınır dışı edilmesi gerektiğini söyledi.

    ABD’nin gündeminde yeni bir tartışma başlamış oldu.

    Bazılarına göre bu bir çözüm yolu değildi. Yüzbinlerin sınır dışı edilmesiyle bu sorun Amerika’ya ve bölge ülkelerine sonraki yıllarda çok pahalıya mal olabilirdi. 1996 yılında ülkeden sınır dışı edilen 12 bin El Salvadorlu, daha da güçlenerek ABD’ye dönmeyi başarmış, üstelik MS-13 de Orta Amerika’da konumunu güçlendirip kanlı bir uluslararası çeteye dönüşmüştü.

    ABD’de 33 bin çete ve 1,4 milyon çete üyesi var


    Amerikan güvenlik daireleri uzun yıllardır çetelerle savaşmış olsa da rakamlar bu mücadelenin yeterince sonuç vermediğini ortaya koyuyor.

    ABD’de halen aktif olarak 33 bin çete faaliyet gösteriyor. Bu çetelerle bağlantısı olan kişi sayısınınsa 1 milyon 400 bin kişi olduğu tahmin ediliyor.

    Bu aktif çetelerin bir kısmının serseri ya da maceraperest gençler, bir kısmının küçük çaplı hırsızlık, gasp, fuhuş, uyuşturucu satışı, siber çeteler, dolandırıcılık çeteleri, motosikletli çeteler, hapishane çeteleri, organize suç çeteleri gibi oldukça fazla kategorilerde olduğu biliniyor.

    Amerikan ordusuna da sızan çete mensupları

    İrili ufaklı bu çetelerin büyük bir bölümü yoğunlukla New York, Miami, Los Angeles, Chicago’da faaliyet gösteriyor.

    Çete üyelerinin birçok kamu kuruluşuna, güvenlik güçlerine, hatta orduya bile sızdıkları iddia ediliyor.

    Federal Soruşturma Bürosu FBI raporlarına göre Amerikan ordusundaki askerlerin bile yüzde ikisinde çete bağlantısı saptanmış. Çetenin diğer kolluk güçleri içindeki varlığı da artık bilinir hale gelmiş.

    Dünyanın en acımasız çetesi

    ABD’de güvenlik güçlerinin yıllardır çetelere karşı mücadelesinde en büyük tehlikeyi MS-13, diğer bir adıyla Mara Salvatrucha oluşturuyor. MS–13 dünyanın en vahşi, en acımasız, en kanlı ve en tehlikeli çetesi olarak niteleniyor.

    İşte şimdi ABD’nin hedefinde bu kanlı çeteyi tamamen ortadan kaldırmak var. Trump hükümeti, “sınır dışı etme” kararını bu acımasız çeteyi ortadan kaldırmanın en önemli yollarından biri olarak görüyor.

    MS–13’ün suç dosyasına bakıldığında çetenin, gasp, yağma, hırsızlık, insan kaçakçılığı, cinayet, toplu katliam, uyuşturucu satışı, uyuşturucu kaçakçılığı, rüşvet, tehdit, fuhuş, çocuk kaçırma, tecavüz, küçük yaştaki çocukları pazarlama, fidye, haraç, yasadışı göçmen ticareti, siber saldırlar gibi neredeyse her türlü suçla anıldığı görülüyor.

    El Kaide’yle işbirliği


    MS-13’e yönelik suçlamalar arasında neredeyse yok yok. Çete üyeleri, vahşi, ruh hastası ve sapkın kişiler olarak tanımlanıyor. Hepsi, işledikleri tüm cinayetleri acımasızca işliyorlar.

    MS-13 gücünü korumak için birçok organize suç çetesiyle işbirliği yapıyor. Bir dönem El Kaide’yle bile ABD’ye yasadışı yoldan insan sokmak için anlaştığı iddialar arasında. Çetenin birçok radikal terör örgütüyle dirsek temasında olduğu belirtiliyor.

    Uluslararası kartellerle çalışıyor

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, 2017 Uluslararası Narkotik Raporu’na göre, MS-13 uluslararası bir uyuşturucu taşıyıcısı değil.

    Çete, uyuşturucu satışını güçlü oldukları ülkelerde bölgesel olarak yapıyor. Kokainin Orta Amerika’dan sevkiyatından çok, bölgelerinde pazarlanmasından sorumlular.

    Birlikte çalıştıkları uluslararası uyuşturucu kaçakçılık şebekeleriyse Sinaola karteli, Körfez karteli, Michoacana ailesi, Meksika mafyası, özellikle de Los Zetas.

    MS–13’ün uyuşturucu ve diğer yasadışı işlerden elde ettiği gelir, milyarlarca dolarla ifade ediliyor. Sahadaki en büyük düşmanlarının başında 40 yıldır mücadele ettikleri ve ABD’deki Meksikalı göçmenlerin kurduğu “18. Sokak” çetesi var.

    Diğerleri de Juarez karteli, Los Negros, Sombra negra, Tijuana karteli, Beltran – Levya karteli, he Rascals, Bloods, Crips, Hoover Criminals, Latin King ile Juggalos. Uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı MS-13 çetesi daha çok uyuşturucu kartelleri için sokaklarda uyuşturucu pazarlıyor.

    ABD’de aktif 10 bin MS-13 üyesi var

    Verilere göre ABD’de MS-13’e bağlı aktif olarak çalışan çete üyesi sayısı en az on bin kişi. MS-13’ün ABD’de 42 eyalette aktif olduğu biliniyor. En güçlü oldukları kentler, Los Angeles, San Francisco, Houston, New York, Boston, Charlotte, başkent Washington.

    ABD’de onbinlerce kişinin de çeteyle dolaylı yoldan bağlantısı olduğu belirtiliyor. MS-13 çetesine bağlı olarak işlediği suçlardan hüküm giyen kişi sayısı da 1500 kişi. Binlerce çete mensubu da işlediği iddia edilen suçlardan hala yargılanıyor.

    Orta ve Kuzey Amerika’da 150 bin kişi MS-13’e çalışıyor

    MS-13 çetesi faaliyetlerini ABD dışında yoğun bir şekilde El Salvador, Guatemala, Honduras, Meksika ve Kanada’da sürdürüyor.

    El Salvador, çetenin en güçlü ve yoğun olduğu ülke. El Salvador’da 70 bin aktif çete üyesi olduğu, dolaylı yollardan çeteyle bağlantısı olan kişilerin sayısının da 500 bin kişiyi aştığı belirtiliyor.

    Çetenin diğer ülkelerdeki aktif üye sayısının da 70 bin kişi olduğu bildiriliyor. Verilere göre Orta ve Kuzey Amerika’da çetenin 150 bin aktif mensubu olduğu anlaşılıyor. Çeteyle dolaylı olarak bağlantısı olan kişilerde yüzbinlerle ifade ediliyor.

    Bölgenin başına dert olan çete ABD’de kurulmuş

    MS-13’ün hikayesi aslında kendilerini çetelerden korumaya çalışırken, nasıl dünyanın kanlı ve en tehlikeli çetesine dönüştüğünü gösteren bir ibret öyküsü.

    ‘Mara Salvatrucha’ adının tam anlamı El Salvadorlu silahlı sokak çetesi ya da milisi olarak geçiyor. Çete, adının aksine El Salvador’da değil ABD’de kurulmuş.

    “18. Sokak”la ilk tanışma

    1970’li yılların sonunda Los Angeles’a yerleşen göçmen ailelerin çocuklarını o zamana kadar hiç karşı karşıya kalmadıkları bir tehlike bekliyordu.

    Los Angeles kentinin banliyölerinde çeteler arasında müthiş savaş yaşanıyordu. Siyah Amerikalılar, Latinler ve daha pek çok etnik grubun yer aldığı çete savaşı, ülkeye yeni yerleşen El Salvadorlu gençleri de derinden etkilemeye başlamıştı.

    El Salvadorlu göçmenler ilk yerleştikleri semt olan Pico Union’da ülkeye alışmak, iş bulmak, geçinmek, yasal statülerini elde etmek gibi birçok temel sorunla uğraşırken bir taraftan da semtte çocuklarını çetelere karşı korumaya çalışıyordu. Çocuklar çete baskısından okullarına gidemeyecek duruma geldi.

    El Salvadorlu gençler, çok daha önceki yıllarda kurulmuş, çoğunluğunu Meksikalılar’ın oluşturduğu “18. Sokak” çetesiyle de ilk kez tanışacaktı.

    Yıllarca başka ülkelerde de sürecek kanlı çete savaşının nefret tohumları Los Angeles’ın bir banliyösünde atıldı.

    El Salvadorlu çocuk ve gençlere çete baskısı

    ABD’nin Latin Amerikan toplu taşımacılığına kazandırdığı eski okul servis otobüsleri ni bile Barcelona’nın renklerine boyamış fanatikler.
    ABD’nin Latin Amerikan toplu taşımacılığına kazandırdığı eski okul servis otobüsleri ni bile Barcelona’nın renklerine boyamış fanatikler.

    Çeteler, yeni göçmen çocuklara adeta yaşam hakkı tanımıyordu. El Salvadorlu gençler sürekli çetelerin baskıyla yaşadı. Sürekli dayak yiyor, yaralanıyor, öldürülüyor, gasp ediliyorlardı.

    El Salvadorlu genç kızların durumuysa daha da kötüydü. Genç kızlar sürekli çetelerin sözlü, fiziksel ve cinsel tacizine uğruyordu.

    Sadece yeni geldikleri ülkeye alışmaya çalışan bu gençler, çetelerin amansız baskısıyla mücadele etmek zorunda kalıyordu. Okulda, semtte her yerde çetelerin arasında ayakta kalma mücadelesi veriyordu.

    Rüyalar ülkesinde çete kabusu

    El Salvadorlu gençler, rüyalar ülkesi Amerika’da, bir anda kendilerini hiç de alışık olmadıkları, uyuşturucu, fuhuş, soygun ve gasplarla anılan çetelerin tam ortasında bulmuşlardı.

    Gençler, çetelerin kontrolunda olan bölgedeki MacArthur Parkı’na asla sokulmuyorlardı. Acımasız çeteler onlara yaşam hakkı tanımıyordu.

    El Salvadorlu gençler de çete kurmaya karar veriyor

    ​ABD’de El Salvadorlu göçmen sayısı 1980’li yılların başında hiç de fazla değildi. Sayıları toplamda 60-70 bin kişi olarak biliniyordu. Bu ABD gibi bir ülkede hiç hesaba alınmayacak kadar küçük bir etnik guruptu.

    Sayıları çok az da olsa, Pico Union semtinin El Salvadorlu gençleri, artık kendilerini bu çete üyelerinden korumak için bir şeyler yapmanın zamanının geldiğini düşünüyorlardı.

    El Salvadorlu çete baskılarına karşı 1980 yılında Los Angeles’ın yoğunluklu olarak yaşadıkları doğu bölgesinde kendi çetelerini kurmaya karar verdi. Adını da “Mara Salvatrucha” koydular.

    İlk kurulduğunda bir eğlence çetesi gibiydi

    Amaçları sadece baskı ve şiddet gördükleri diğer çetelere karşı güçlü ve birlik olup daha az ezilmekti.

    Çabaları sonuç verdi, onların da çeteleşmesi sonrasında baskılar biraz da olsa azalmaya başladı.

    El Salvadorlu gençler semtte diğer çetelerle iyi geçinmeye çalışıyordu. Kesinlikle şiddet kullanmıyorlardı.

    Bazı istisnalar dışında aralarında silahlı olanları da yoktu. İçki içip, marihuana kullanıyorlar, dans edip eğleniyorlardı. Birlikte gezip tozdukları için çetelerin saldırılarını büyük bir oranda engellemişlerdi.

    1982 yılına gelindiğinde anavatanları El Salvador’dan iyi haberler gelmiyordu. Ülkenin tarihine bakılınca zaten ülkede işler çoğu zaman hiç de iyi gitmemişti. El Salvador tuhaflıkların tarih boyunca hep yaşandığı bir ülke oldu.


    İlginizi Çekebilir

    İlgili konular:

    Tarihin en ünlü 10 el sıkışması
    Suriye'de karşı karşıya gelebilecek 5 ülkenin askeri kapasiteleri
    ABD'de silah karşıtı tarihi eylem
    ABD'de silah edinme yasalarının sıkılaştırılması için 17 dakikalık okul boykotu eylemi yapılıyor
    ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'un Türkiye ziyareti 3 saatlik Erdoğan görüşmesiyle başladı
    Etiketler:
    Amerika Birleşik Devletleri, Dünyanın En Kanlı Çetesi, El Salvador, Çete, MS-13, Celestino Martinez
    Tartışma